Askıdaki ceketler...

(Okunma sayısı 499 defa)
snrj

snrj

Özel başlığım yok :S

1983’e kadar Türk ulusal güvenliğinin kaygı duyduğu, takip ettiği tek konu vardı: ‘Ruslar saldırdığında Amerikalılar nükleer bombaları saldırılan bölgeye mi atacaklar yoksa Sovyet topraklarına mı?’ Öğrenildi ki, bizim topraklara atacaklar. Güneydoğu’ya. ‘Zaten orada Kürtler var, nüfusları da az’ demişler”... (Prof. Hasan Köni, Akıl Odası programı, TvNet, 02/10.)


Soğuk Savaş dönemine ait bu tüyler ürpertici öyküyü hatırlatan aktüel olaylar da aynı derecede rahatsız edici...

ABD bugüne kadar terör örgütü PKK/PYD/YPG’ye 3 bin 500 tırdan fazla silah verdi. “İşimiz bitince toplayacağız” türünden akla ziyan, ‘alay mı ediyorsun’ dedirten sözler verdiler. 2017 Ağustos’unda ABD Savunma Bakanı Türkiye’ye geldiğinde de, Uludere’de ele geçirilen ‘AT-4’ güdümlü tanksavar roketatarların fotoğrafları gösterilmiş, seri numaraları verilmişti.

Perşembe günü de bildiğiniz üzere terör örgütü Hakkari’de pusu kurdu ve 8 şehit verdik. Elbette kanları yerde kalmadı ve üzerinden saatler geçmeden saldırıyı yapan teröristler öldürüldü. Ve üzerlerinden ‘AT-4’ güdümlü tanksavarlar çıktı!

Kuzey Irak’ta Barzani’nin aldığı referandum kararı bugüne kadar kazandıklarını yitirmesine neden oldu, oluyor. Parlamentoya gönderdiği, siyasi intiharını izah eden mektubunu hatırlayalım; “Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçleri ABD’nin gözleri önünde ve onların silahlarıyla IKBY’e saldırdı. ABD buna neden sessiz kaldı? Bu sorgulanmalıdır»...

ABD 80’li yıllarda Sovyetler Türkiye’ye saldırırsa o bölgede nükleer silah kullanmayı hesaplarken, bir yandan da yine Güneydoğu’da Amerikan silahlarlarıyla bir-iki yıl sonra gerçekleşecek ilk eylemleri planlıyordu...

Batı’nın/ABD’nin on yıllarca dönemlik tarih boyunca kazık atmadığı tek Kürt yoktur. Barzani, bölgedeki herkesin Amerikan silahlarıyla birbirini öldürdüğünü yeni mi fark etti? Dört ülkedeki Kürt kardeşlerimiz bunu nasıl görmez?

2015 Temmuz’undan başlayarak Türkiye’nin terörle mücadelede gösterdiği son dönem başarısı, ‘bitirmeye en yakın nokta’dır. Dış şartlar uygundur. Bu yüzden yasımızı tutacağız ama yılmayacağız.

ABD’nin yakalanmamak için farklı ülkelerden de alarak Ortadoğu’daki terör örgütlerine verdiği silahları, PKK ve yavrularına alenen dağıttığı silahları geri toplaması mümkün değil. Biz elden topluyoruz! Bazen tek tek bazen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “tüm terör kamplarını yok edeceğiz” sözündeki gibi toptan.

SARI GÖLGE...

Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun açılmasının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Pekin-İngiltere birleşti” mealindeki açıklamasının ardından basına yansıyan o kareyi görmeyen kalmamıştır herhalde...

İki Cumhurbaşkanı, Erdoğan ve Aliyev’in bir masanın etrafında, beyaz gömleklerle verdikleri bu fotoğrafın verdiği mesaj, Türkiye-Azerbaycan dostluğunun verdiği kuvvet ve rahatlığın vurgulanmasıydı. Ama o kadar mı?

Kadraj açıldığında liderlerin arkasında duran, özenle, jilet gibi, birebir “asılmış ceketler” bu kadar mı gözden kaçar! Tüm Türkler ne zaman “ceketlerini çıkarırlar”, ne zaman “tut şu ceketi” derler?

Pakistan’ın Pilot Başbakanı’nın ATAK helikopterinin içinden üniformalı verdiği, “dünyanın en iyisi” mesajı da aynı zamanlamaya dahil değil mi?

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan hattının İpek Yolu’yla birleşmesinin ardından, Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı Aliyev ve Cumhurbaşkanı Ruhani de Tahran’da buluştu. Hatta hemen öncesinde Rus ve İranlı Genelkurmay Başkanları ayrıca görüştü. Ne demek bunlar?

Örneğin Hürriyet bu gelişmeyi nasıl gördü biliyor musunuz; “Rusya lideri Vladimir Putin’in önceki gün gerçekleştirdiği İran ziyaretinin en önemli sonucunun yeni İpek yolunun parçası Bakü-Tiflis-Kars demiryoluna rakip Kuzey-Güney ulaşım koridoru kurulması olduğu ortaya çıktı. Böylece Çin ve Türkiye’nin baş rolü oynadığı Doğu-Batı ulaşım koridoruna Rusya ile İran liderliğinde Kuzey-Güney alternatifi yaratılmış oldu”. (‘BTK demiryoluna Reşt-Astara-Moskova-Helsinki rakibi geliyor’, 02/11.)

İnanılmaz!

Zannediyorlar ki tüm bu gelişmeler birbirinden bağımsız. Bu hattı da “aynı yolun yolcularının” kullanacağını, alternatif değil birbirini tamamlayan yollar olduğunu görmüyorlar. Ya da.. Gördükleri halde, bu yeni ağdan mutsuz olanları, kaygı duyanları seslendiriyorlar.

Belki bu adımlar şu konuyla da ilgilidir: Putin görüşmede, “Çok uluslu nükleer anlaşmada tek taraflı herhangi bir değişikliğe karşıyız” diyor. Hamaney, “ABD’yi izole etmek ve Ortadoğu’da barışın tesisi için birlikte çalışılması gerek” diyor.

ABD’nin, İsrail ile S.Arabistan’ın Tahran’ın nükleer gelişmesinden son derece huzursuz olduğu sır değil. Beyaz Saray’ın İran’la gerçekleştirilen çok uluslu anlaşmayı mümkün ise iptal, zor ise “revize” etme arayışı ortada. Anlaşmanın Avrupalı ortakları ise herhangi bir değişikliğe karşılar.

Peki Ankara ne düşünüyor?..

Herhalde şöyle; “Önce Çin’den hava savunmamızı güçlendirme arayışımıza sonra S-400 alma kararımıza gösterdikleri reaksiyonlara bakılırsa, bir de nükleer güç olsak kim bilir neler neler yaparlar”...

Zor konular bunlar.. Ben en iyisi, TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı’nın hazırladığı, “Nükleer Silahlara İlişkin Veriler” raporunu okuyayım. Tam da “şimdi” çıktı biliyorsunuz...

Nedret Ersanel (Yeni Şafak)

 

Merhaba Ziyaretçi

*

Haberler

Lütfen sitemizde hakaret ve küfür içeren paylaşımlarda bulunmayınız.

  • Toplam İleti: 251
  • Toplam Konu: 239
  • Toplam Üye: 21
  • Son Üye: ferhan
  • Bugün En Çok Çevrimiçi: 196

En son gönderilen iletileri göster
[Daha fazla istatistik]

Çevrimiçi Üyeler

  • 143 Ziyaretçi
  • 1 Üye
  • (9 Örümcek)

Son 1440 dakika içinde aktif olan üyeler: ferhan, Yandex (3), Google (3), Baidu (3)

Bugün En Çok Çevrimiçi: 196
En Çok Çevrimiçi: 285 (04 Kas 2017 00:33)