Dünyada ve Türkiye'de güvenlik ve milli güvenlik kavramları nasıl algılanmaktadır?

(Okunma sayısı 21 defa)
CeeMoo

CeeMoo

Güvenlik, insanların toplu olarak yaşamaya başlamaları ve devletler kurmalarıyla bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış, kavram olarak bilimsel çalışmalara ancak İkinci Dünya Savaşından sonra konu olmuştur. Güvenlik kavramı, başlangıçta yalnız askeri ihtiyaçlar ve düzenlemeler için kullanılırken, günümüzde bir sosyal bilim kavramı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İnsanların ve toplumların en temel güdüsü ve en ilkel ihtiyacı olan güvenlik karşılanamadığı takdirde, toplumların özgürlük ve refah arayışlarını gerçekleştirmeleri mümkün olamamaktadır.



Küreselleşmenin yarattığı dinamik ortamın da etkisiyle ulusal ve uluslararası güvenliğe yönelik tehditler farklılaşmış ve bu durum klasik güvenlik kavramını değiştirmiştir. Nitekim BM Genel Sekreteri tarafından "Tehditler, Riskler ve Değişim" konusunda görevlendirilen 'Akil Adamlar Grubu', 2 Aralık 2004 tarihli "Daha Güvenli Bir Dünya: Ortak Sorumluluğumuz" başlıklı raporlarında, "Dünyanın BM'nin kurulduğu dönemde öngörülemeyen tehdit ve risklerle karşı karşıya olduğunu, tehdit / risklerin artık hiçbir sınır tanımadığını, birbirleri ile bağlantılı olduğunu ve ulusal düzeyde olduğu gibi küresel ve bölgesel düzeylerde ele alınmayı gerektirdiğini vurgulamıştır. Söz konusu rapora göre, büyük çaplı ölümlere veya yaşam şansının azalmasına yol açan ve uluslararası sistemin temel birimi olan devleti zayıflatan herhangi bir olay veya süreç uluslararası güvenliğe tehdittir.



Bu çerçevede, dünyanın ilgilenmesi gereken altı tehdit / risk grubu bulunmaktadır. Bunlar, terörizm, ülkeler arası çatışma, iç savaş, soykırım ve diğer büyük çaplı şiddet olayları dâhil iç çatışma, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar, sınır aşan organize suçlar, açlık, bulaşıcı hastalık ve çevre sorunları dâhil ekonomik ve sosyal tehdit / risklerdir.



Günümüzde, milli güvenliğin tanımı da yukarıda sınıflandırılan yeni tehditler çerçevesinde yapılmakta ve ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal her türlü konunun güvenlik boyutunun olduğu kabul edilmektedir.



Uluslararası temel anlaşmaların ortaya çıkış sebepleri, ortaya konuşlarındaki ilkeler ve bütünün yorumundan, güvenlik olgusunun sadece savaş, silahlı çatışma, kuvvet kullanma hallerinde değil, başta ekonomik, çevre, sağlık, sosyal ve eğitim olmak üzere bir bütün olarak ele alındığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın 55'nci maddesi bu hususu teyit eder mahiyettedir.



Bu nedenlerle, Türkiye'de de 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2'nci maddesinde; "Milli Güvenlik; Devletin anayasal düzeninin, milli varlığının ve bütünlüğünün milletlerarası alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması ve kollanmasını ifade eder."şeklinde tanımlanmıştır.



Bu açıklamalar dikkate alındığında, Türkiye'de milli güvenlik kavramının klasik ve teknik anlamından uzaklaştırılarak tüm politika alanlarını kapsayabilecek şekilde algılandığını ve tanımlandığını belirtmek mümkün değildir.

 

Merhaba Ziyaretçi

*

Haberler

Sitemize Hoşgeldiniz ... Sitemizden daha iyi faydalanmak için kayıt olunuz

  • Toplam İleti: 6588
  • Toplam Konu: 5842
  • Toplam Üye: 22
  • Son Üye: Murat
  • Bugün En Çok Çevrimiçi: 514

En son gönderilen iletileri göster
[Daha fazla istatistik]

Çevrimiçi Üyeler

  • 402 Ziyaretçi
  • 1 Üye
  • (58 Örümcek)

Son 1440 dakika içinde aktif olan üyeler: snrj, Yandex (51), Google (4), Baidu (3)

Bugün En Çok Çevrimiçi: 514
En Çok Çevrimiçi: 577 (14 Oca 2019 17:47)