Türk Süsleme Sanatları

(Okunma sayısı 82 defa)
CeeMoo

CeeMoo



Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan süsleme sanatları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde büyük önem kazanmış ve yüzyılların birikimi ile Cumhuriyet dönemine ulaşmıştır. 1936 yılında Devlet Güzel SanatlarAkademisi’nde Türk Süsleme Sanatları bölümü açılmış; tezhip, hüsni hat, ebru, minyatür ve çini deseni eğitimi verilmeye başlanmıştır. Günümüzde İstanbul ve İzmir’deki üç üniversitede (Mimar Sinan, Marmara, 9 Eylül Üniversiteleri) ana branş olarak süsleme sanatları eğitimi verilmektedir. Bunun yanısıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından da geleneksel Türk süsleme sanatlarının yaşatılması amacıyla birçok faaliyet yürütülmektedir. Bu alanda ürün veren sanatçıları, günümüzün sanat anlayışı ve zevkine uygun çağdaş yoruma özendirmek ve sanatçıların son eserlerini sergilemek amacıyla 1986 yılından itibaren “Türk Süsleme Sanatları Sergisi” düzenlenmektedir.


Türk El Sanatları:

Türk el sanatlarının kökleri çok eskilere dayanmaktadır

Anadolu’da yaşamış pek çok uygarlığın kültürü, Türkler’in yerleşmesinden sonra yeni bir sentez içinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu nedenle Türk el sanatlarının kökleri çok eskilere dayanmakta ve sosyokültürel açıdan önem taşımaktadır. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarının, resmi ve özel kuruluşların ve ilgili kişilerin desteği ile günümüze kadar ulaşan başlıca Türk el sanatları şunlardır: dokuma sanatları (kumaş, halı, kilim, cicim, sumak, keçe); işleme sanatları (iğne, sim); örgü işleri (oya ve dantel, boncuk, tığ, mekik); maden sanatı (kuyumculuk, cam sanatı); ağaç işleri sanatı; hammaddesi taş olan el sanatları (Oltu, Mermer, Lületaşı); dekoratif yapma bebek; deri sanatları.

Hat Sanatı:

Hat sanatı denilince Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatı akla gelir. Bu sanat Arap harflerinin 6 ile 10. yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır.

Türkler, hat sanatıyla Anadolu’ya geldikten sonra ilgilenmeye başlamışlar ve bu alanda en parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşamışlardır. Türk hat sanatının kurucusu sayılan şeyh Hamdullah’ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürmüştür. Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırmış ve bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman’ı izlemişlerdir.

Türk hat sanatı 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında da parlaklığını sürdürmüş, ama 1928’de Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilince yaygın bir sanat olmaktan çıkıp yalnızca belirli eğitim kurumlarında öğretilen geleneksel bir sanat durumuna gelmiştir.


Türk hat sanatının son büyük ustası Hattat Hamid Aytaç’tır. 1891 yılında Diyarbakır’da doğan Hamid Bey, Türk matbaacılığına çinkografi, çelik üzerine resim ve yazı hakketme yani gravür, kabartma ve lüks baskı tekniğini de ilk geti-renlerdendir.

İstanbul’da en yeni camilerden olan şişli Camii’nin eşsiz yazıları ile bir çok evlerde, salonlarda ve işyerlerinde Mısır ve Irak’ta, hatta dünyanın her yerinde onun binlerce nefis yazısı vardır. Uzun ve verimli bir ömür süren Hattat Hamid Aytaç, bütün İslam aleminden, hatta Japonya’dan bile bir çok öğrenci yetiştirmiştir.

 

Merhaba Ziyaretçi

*

Haberler

Lütfen sitemizde hakaret ve küfür içeren paylaşımlarda bulunmayınız.

  • Toplam İleti: 6590
  • Toplam Konu: 5844
  • Toplam Üye: 23
  • Son Üye: curkam
  • Bugün En Çok Çevrimiçi: 469

En son gönderilen iletileri göster
[Daha fazla istatistik]

Çevrimiçi Üyeler

  • 378 Ziyaretçi
  • 0 Üye
  • (54 Örümcek)

Son 1440 dakika içinde aktif olan üyeler: Yandex (52), Google (2)

Bugün En Çok Çevrimiçi: 469
En Çok Çevrimiçi: 747 (07 Haz 2019 12:34)