Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kişisel Bakımı

(Okunma sayısı 119 defa)
CeeMoo

CeeMoo



                                               Saçları



Yazılı vesikalara göre Hz. Peygamber (asm), ustura tıraşlı değil, uzun  saçlıdır. Saç biçimi ise, uzunluk kısalık durumuna göre, üç şekil  arzetmektedir. En kısa şekli kulak yumuşağına kadar olup, en uzun şekli  de omuzlarına dokunacak derecede olandır ki, her durum için üç ayrı  tabir kullanılmıştır. Kısadan uzuna doğru, kaynaklardaki ifadeler  şöyledir:



Kulak yumuşaklarına kadar olan haline "vefre", kulak yumuşağını biraz geçene "limme", omuzlarına dokunacak kadar olan haline de "cümme"  denmiştir. Rivayetler arasındaki değişiklik ise son derece normaldir.  Her ravi, kendi gördüğü andaki halini anlatmış olacağına göre,  rivayetler arasındaki farklılığı, bir çelişki olarak değerlendirmemek  gerekecektir.



Hz. Peygamber (asm)'in saç tarama şekline gelince: İbn Abbas  (ra)'ın rivayetinden anlaşıldığına göre, Hz. Peygamber döneminde Hicaz  bölgesinde iki türlü saç tarama biçimi yaygındı. Ehl-i Kitab olanlar,  kaküllerini önlerine düz tararlardı. O günün putperestleri ise  perçemlerini ortadan ikiye ayırarak yanlara bırakırlardı.



Yeni bir model getirme yoluna gitmemişler; başlangıçta Ehl-i Kitab'ın  uygulamasını benimseyerek, onlar gibi perçemlerini önüne düz taramışlar;  Hicaz bölgesinde putperestliğin kökü kazınıp toplumda taraftarı  kalmayınca, bu defa da, saçlarını önden ikiye ayırarak sağa-sola bırakır  olmuşlardır.



Saç Bakımı



Peygamber Efendimiz (asm), saç bakımı hususunda, umumi bir tavsiyede bulunmuşlardır: "Kim saç bırakmışsa, onun bakımına dikkat etsin.", " Saçı olan, saçına ikram etsin."



İslami kaynaklar, Hz. Peygamber'in daima yanlarında bulundurdukları bazı zatî eşyalarını da kaydetmişlerdir. Bunlar; tarak, ayna, misvak, kürdan, makas, sürmedan gibi eşyalardır.



Peygamber Efendimiz (asm), üst-baş temizliğine son derece dikkat ettiği  gibi, üstlerinin başlarının tertipli olmasına da o ölçüde itina  gösterirlerdi.



Üst başın tertipli olmasını ve buna titizlik gösterilmesini isteyen  Peygamber Efendimiz, sadece süslenmekle vakit geçirmeyi ise hoş  karşılamamışlar; şık ve sade olmakla, süslenmeyi bir meşgale haline  getirmeyi birbirinden ayırmışlardır.



Bize ulaşan bilgilerden anlaşılacağı üzere, Rasûlullah Efendimiz'in  mübarek saçları ve sakal-ı şerifleri, göze batacak kadar ağarmamıştı.  Esasen, Kainatın Efendisi'nin vücut yapılarında, son nefeslerine kadar  bir değişiklik husule gelmemiştir: İhtiyarlık belirtileri, diş  dökülmesi, az görme, yavaş işitme, saç dökülmesi, sakal ağarması vb.  arızi durumlar, O'nda görülmemiştir.



Mevcut metinlere göre, ak düşen yerler; sakal başları, yani gözle kulak  arasındaki favori yerleri, alt dudakla çene arasındaki bölge ile  saçlarının dağınık yerlerinde olup, sakal-ı şeriflerindekilerin sayısı,  saçlarındakinden fazla idi. Bunlar da, karşıdan fark edilecek cinsten  değildi. Ağarmaya yol açan sebepler ise, yine kendilerince şöyle izah  edilmektedir: "Benim saçımı sakalımı, Hûd ve benzeri sûrelerdeki âyet-i kerimeler ağarttı."



Peygamber Efendimiz (asm), saç boyası kullanmamışlar; ancak başlarını zaman zaman zeytinyağı ile yağlamışlardır. Yağı  başlarına sürdükten sonra, sarıklarına bulaşmaması için, sarığın altına  bir tülbend koyarlardı. Bu tülbend, yağın fazlasını emer ve sarıklarını  yağlanmaktan korurdu.



İbn Sa'd'ın kaydettiği bir vesikadan anlaşıldığına göre, Hz. Peygamber,  başlarını, sidr ağacı yaprağının kaynatılmasıyla elde edilen bir  karışımla yıkardı. Müminlerin annesi Ümmü Seleme (ra) başta olmak üzere,  ashab-ı kiramdan pek çoğu, Hz. Peygamber'in mübarek saçlarını ve  sakal-ı şeriflerinin kıllarını, teberrüken saklamışlardır.  Bunların,  bir kutsal miras ciddiyetiyle, nesilden nesile intikal ettiğini de  biliyoruz.



Güzel Koku Sürünmeleri



Hz. Âişe (ra), Rasûlullah Efendimiz (asm)'in giyim kuşamı ve kılık  kıyafeti ile birinci derecede ilgilenen güzide hanımlarındandı. Kendisi,  hayatının her safhasında Rasûlullah Efendimiz'i, "bulabildiği en güzel  kokular" sürerek giydirirdi.



Peygamber Efendimiz (asm), yanında "sükke" tabir edilen bir koku  bulundurur ve gerektikçe ondan sürünürdü. Özellikle yolculuklarında  birlikte götürülmesi mutad olan eşyaları arasında bir de "koku şişesi" yer almaktadır. Hz. Peygamber'in güzel koku ile ilgili davranışlarından biri de, O'nun ikram edilen kokuyu reddetmemesi idi.



"Zira koku, külfetsiz bir ikramdır!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 320; Ebû Davud ve Nesaî).



"Dünyada bana, kadın ve güzel koku sevdirildi; namaz da, gözümün nuru kılındı." (Nesaî, VII,61,62; İbn Sa'd, 1, 398; el-Hakim, el-Müstedrek).



Peygamber Efendimiz (asm) sokağa çıktıkları zaman, kokularının o kendine  has güzelliği ile çevredeki insanlar tarafından hemen farkedilirdi. Bu  durumu, Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir: "Rasûlullah  Efendimiz Medine sokaklarının birinden geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu  hemen sezildiğinden, halk, o yoldan Hz. Peygamber'in geçtiğini  söylerdi. Bizler, Peygamber Efendimiz'in gelişini, kokusunun  güzelliğinden anlardık." (İbn Sad, Tabakat, 398-399; Mecme'uz-Zevaid, VIII, 282; el-Metalib'ül-Âliye, IV,25; Behcet'ül-Mehafil, II, 254).



Gözlerine Sürme Çekmesi



Peygamber Efendimiz (asm), hıfzısıhha dediğimiz koruyucu hekimliğe son  derece önem verirlerdi: Saçlarını yağlaması, dişlerini misvakla  temizlemesi, gözüne sürme çekmesi, suyu dinlene dinlene içmesi, fazla  kireçli ve kalitesiz suları içmeyip Medine dışındaki pınar ve kuyulardan  içme suyu getirtmesi, yediği gıdaların vücut ihtiyaçlarına göre  ayarlanması ve daha pek çok tatbikatı, hep sıhhati korumak için almış  olduğu tedbirlerdendi.



Hz. Peygamber (asm), sürmeyi, gece yatacağı zaman kullanırlardı.  Yatmadan önce, üç defa sağ gözlerine, üç defa sol gözlerine çekerler;  ondan sonra yataklarına girerlerdi. Gerek sürmeyi kullanma zamanı, gerek  sürmenin faydalarına dair bilgilerden, sürmenin, süslenmek için değil, gözün sıhhatini korumak için kullanıldığı anlaşılıyor.



İbn Abbas rivayet ediyor:



Peygamber Efendimiz (asm): "Gözlerinizi ismid ile sürmeleyiniz. Zira ismid ile sürmelemek göze cila verir ve kirpik bitirir." buyurmuşlardır. İbn Abbas der ki: "Hatta  Rasûlullah Efendimiz'in bir sürmedanı olup, her gece yatmadan önce bu  sürmedandan üç kere sağ gözlerine, üç kere de sol gözlerine sürme  çekerlerdi."



Prof. Dr. Ali Yardım


 

Merhaba Ziyaretçi

*

Haberler

Sitemize Hoşgeldiniz ... Sitemizden daha iyi faydalanmak için kayıt olunuz

  • Toplam İleti: 6590
  • Toplam Konu: 5844
  • Toplam Üye: 23
  • Son Üye: curkam
  • Bugün En Çok Çevrimiçi: 525

En son gönderilen iletileri göster
[Daha fazla istatistik]

Çevrimiçi Üyeler

  • 459 Ziyaretçi
  • 0 Üye
  • (57 Örümcek)

Son 1440 dakika içinde aktif olan üyeler: Yandex (55), Google (2)

Bugün En Çok Çevrimiçi: 525
En Çok Çevrimiçi: 747 (07 Haz 2019 12:34)